7 Ekim 2013 Pazartesi

Fatih Ödev Bekliyor

Henüz ikinci sınıftayız ve yine tüm gece proje yetiştirmekle uğraşmışız. Benimki bitmiş neyseki. Bir yandan bilgisayarda takılıyorum, diğer yandan hemen arkamda misafirlerle muhabbet eden ev ahalisini dinliyorum. Saat gece 2...

Telefon çaldı. Anlaşılan Fatih projesini yetiştirememişti. Yazdığı testler mi çalışmamış ne… “Ben sana yolluyorum, bir de sen bak” dedi. Aldım ve bakmaya başladım.

Aradan yarım saat geçti geçmedi Fatih tekrar aradı. “Abi, naaptın? Buldun mu problemi?”. “Dur be olm, bitirince arayacağım ben seni”.

Fatih öğrenci evinde kalıyordu, ve kaloriferler saat 12’den sonra yanmıyordu. Vakit ilerledikçe oturduğu yerde donan Fatih daha fazla dayanamadı ve tekrar aradı. Soğuktan beyni de donmuş olacak ki, benim telefonu salonda diyafonla kullandığımı da hatırlayamadı. Telefonu açar açmaz: “Selo, naaptın olm! Ayazda kalmış bekçi ya...ğı gibi kalakaldım burda. Bulamadın mı hala!”

Salonu bir sessizlik kapladı. Telefondan Fatih’i rahat duyayım diye tv’nin sesi de kısıldığı için bizimkinin sesi tüm netliğiyle yayıldı içeride. Ben gülme krizine girdiğimden konuşamıyor, dolayısıyla Fatih’i uyaramıyorum. Fatih sövmeye devam ediyor: “Alooo, ses versene lan ibne”. Diyaframı zorlayarak çıkarabildiğim az bir sesle “Fatih, diyafon diyafon...” diyebildim. Fatih’in sesi bir anda kesildi. Bizim salondan öyle bir kahkaha koptu ki anlatamam. Fatih ışık hızıyla kapattı telefonu.

Her hafta en az 3 kere bize uğrayan Fatih, bu olaydan sonra en az 1 ay gelemedi.