Bu blog 2002-2006 yılları arasında Bilgi Universitesi Bilgisayar Bölmünde okumuş öğrenciler için hazırlandı.
25 Eylül 2012 Salı
Pencere bozuk
Okul çıkışı Burak, Ben, Ergin ve Fatih bindik gene.Beyinler sönmüş düşünecek hücre kalmamış.Dertli dertli çalıyor radyomuz.Hava buz gibi sert bir rüzgar var.Arabada 4 kişi olmasak belki de donacağız çünkü radyator bozuk egzos radyatore bağlı.Ruslar ısıtmayı çözmüşler de burada insan yaşıyor mu diye düşünmemişler.Radyator devamlı CO2 üflüyor sanki arabadakiler fotosentez yapacak.Vala aslında 2 sn açık kalsa radyator belki bitkisel hayata girip böylesi bir faliyeti de gerçekleştirebileceğiz.Neyse bizim Fatih Ergin'nin pencereye uzanıyor."Bozuk olum bozuk açma amk" diyorum.Bu dayanamıyor yine kurcalıyor.Çat pencere aşağı düşüyor Fatih "hani amk açılmıyordu bak açılıyor" diyor."Allah belanı versin Fatih açılmıyor değil kapanmıyor kapanmıyor gerizekalı" Donuyoruz.Ergin Fatih e saydırıyor.Bu arada köprüden geçiyoruz herkes bize ve ladaya bakıyor. "Vayy be ruslara bak ne araba ne radyator yapmışlar şu havada herifler pencere açıyor " diyor.Bu arada Fatih Ergin' e "Ergin amk az yavaş sür bütün soğuk bana geliyor lan" diyor.Ergin "Beter ol lan beter"
18 Eylül 2012 Salı
Anahtarsız çalışıyor araba
Emrah benim kuzen Taylan'da öyle."Gençler araba var hadi çıkalım dışarı bir kokoreç yiyip gelelim." dedim.Atladık Ladamıza çıktık caddeye :) Cadde dedikse yanlış anlaşılmasın Bağdat Caddesi.Bizde de Cabrio Lada şeytan kırmızı 93 model.Bakan bir daha bakıyor araca.Bostancı sahilde zor durduk ayak freni var.Emrah kuzenim azcık salaktır.Bizim arabayı kapamadan anahtarı alıp çıkmaya kalktı."abi abi araba , araba çalışıyor anahtar elimde" ben şaşkın bir biçimde "emrah çabuk sok ve kapa".Şaşkın şaşkın bakıyoruz.Araba anahtarsızda çalışıyor :)
Emrah araçtan indi 3 kokoreç 3 ayran aldı.Zevkle yiyoruz.Ama aptalca bakışlarımızı saklayamıyoruz. "Hadi gidelim Emrah geç oldu" dedim.Anahtarı kontaga soktu.Çalışmıyor.Çalışmıyor.Akü bitik."haydaaaaaa" bir de arabayı vurdurmak çıktı.Birini bulduk. O da " insene diyor bana" nereye ineyim.Neyse it it geldik caddeye 500 m itiliyor araba çalışmıyor.Taylan "abi caddeye geldik burada tanıyolar beni ladayla bu halde görmesin kimse beni" diyor.Sonra anladık ki emrah 1. viteste arabayı vurdurmaya çalışıyormuş.Taylan "amk senin abi bitirdin bütün kariyerimi" diyor.Araba çalışıyor ama zaten Caddeyi geçmişiz bostancı'dan kızıltoprağa gelmişiz.
Emrah araçtan indi 3 kokoreç 3 ayran aldı.Zevkle yiyoruz.Ama aptalca bakışlarımızı saklayamıyoruz. "Hadi gidelim Emrah geç oldu" dedim.Anahtarı kontaga soktu.Çalışmıyor.Çalışmıyor.Akü bitik."haydaaaaaa" bir de arabayı vurdurmak çıktı.Birini bulduk. O da " insene diyor bana" nereye ineyim.Neyse it it geldik caddeye 500 m itiliyor araba çalışmıyor.Taylan "abi caddeye geldik burada tanıyolar beni ladayla bu halde görmesin kimse beni" diyor.Sonra anladık ki emrah 1. viteste arabayı vurdurmaya çalışıyormuş.Taylan "amk senin abi bitirdin bütün kariyerimi" diyor.Araba çalışıyor ama zaten Caddeyi geçmişiz bostancı'dan kızıltoprağa gelmişiz.
15 Eylül 2012 Cumartesi
Çelebi
Burak elinde çantası ve yeleğiyle hatırladığım karşısındakiyle az konuşan zaten tanımıyorsa hiç konuşmayan biriydi.Ben bu adamın ne kadar gereksizliği sevmediğini elektronik dersinde tahtaya çizdiği gatelerde optimizasyona gittiğinde anlamıştım.Adam tahtaya çizilen fazla gate'lere takar mı? Gereksizse takar.Geçmişe dair hatırladığım ilk şeyi 1. sınıfta iken zorunlu tarih hocasının sorduğu bir soruya doğru cevabı arkalardan "ayan meclisi" ile verdiğinde "vayy be ayan ı biliyor meclisini de biliyor hem de sayısalcı" demiştim. Burak ilerki yılda Ladamızın ekonomi sınıfı yolcuları arasına girecek.Acıbadem son durak yolun ortası.
Şu mavi kotlu Tuzlalı
Ders discrete math arkadan uzun boylu bir çocuk hep mavi kotuyla gezen adı neydi? Köksalmış yok yok köksal değil.Adı Fatih.Konuşkan birşey.Dersten anlasada anlamasada konuşan hocalarla konuşmayı çok seven bir kişilik.Nerden geliyorsun ? diyor bir başkasına bıyıklı hocamız. Fatih "hocam bir de beni bilseniz Tuzla'dan geliyorum buraya" diyor.Açıkçası üzüldüm.İran sınırında serhat şehrimiz Tuzla'dan her sabah Balkanları fethe Dolapdere'ye ordularıyla gaza etmeye geliyordu bu koca mavi kotlu genç.Ergin dedim "Alalım mı" Erginden cevap yok."Şşştt şşt adın Fatih mi" dedim. "Evet" dedi."Gelmek istersen biz kadıkoy'e kadar gidiyoruz seni ankara asfaltına bırakırız" dedim.Sonrasını beraber okuyacağız.
Debriyajına kurban olduğum
Ergin aslında ladamızın gerçek sahibi ve ayrıyeten okulumuzun kadrolu personeli.Bu araba yüzünden iş hayatında deformasyona uğrayıp sağlak iken solak olan tek şofor.Bunun da sgk tarafından iş kazaları ve yaralanmalarına dahil edilmesini istiyoruz ayrıca.Debriyaj sertlikleri bir sürücüyü nasıl solak yapabilir ancak bunu size Ergin anlatabilir."Fatih ... biraz sen sür ayağın yoruldu ..." evet hiç küfretmeyen Türk filmleri gibidir.Ama bizim ve özellikle benim bütün yükümü 4 sene boyunca çeken yegane kişidir.Labda satranç oynamak, kantinde sigara içmek ve bulursa iddia kuponu doldurmak sayılı eğlencelerindendir.
Lada'ya nasıl sahip olduk?
2003 yılının başıydı.O günlerde okula babamın minibusuyle gidip geliyordum.Babam işi gereği minibusu benden istedi "size de geniş bir tek kapı alayım" dedi.Fiyatları araştırmış en ucuzundan bir araç bulmuştu.Tahmin ettiğiniz gibi bizim sevgili spor model, tek kapı, üstü kapalı, abs si olmayan, düz vites şeytan kırmızısı Ladamız.Dört tekeri dışında çalışan hiçbir aksanı olmayan bir araç.Bu hikayemize konu olan şey de 4 sene boyunca bazen o bizi, bazen ise bizim onu sırtımızda okula kadar götürdüğümüz sevgili aracımıza yapamadığımız şükranı buradan iletebilmektir.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)